
Son olarak Sebest Bölge isimli topluluktan “Yok OÄŸlum, Biz Evdeyiz” isimli oyunu izledim. Oyunu yazan ve yöneten Görkem Åžarkan. Oyunculardan biri de yine Görkem Åžarkan. Belli ki, yeni nesilin tiyatro adamlarından biri.
Kahin olmasam da Åžarkan’ın geleceÄŸinin parlak olduÄŸunu söylemek pek ala mümkün. Oyuna gitmeden önce kimi eleÅŸtiriler geldi kulağıma. Bir oyunun eleÅŸtirisi daha oyuna gitmemiÅŸken geliyorsa, olumlu ya da olumsuz, o oyun “tutmuÅŸ” demektir.
Peki Neydi Bu eleÅŸtiriler?“Kadına yanlızca cinsel bir obje gibi davranılmış!” diyen eleÅŸtirmenleri duydum. “Çok fazla küfür var oyunda” diyen seyircilere kulak kabarttım. “Sadece “eÄŸlencelik” bir oyun!” diyen entellektüel dostların ne derece haklı olabileceÄŸini düÅŸündüm. Bütün bunlara bir yorum yapabilmek için de bir bilet alıp oyuna gittim.
Haklılar mıydı?Oyun, kadına sadece cinsel obje gözüyle bakan bir çoÄŸunluÄŸun gözünden bakıyor. Gerçek, yaÅŸayan insanlar. Hem doÄŸal, hem doÄŸru. Üstelik bu eleÅŸtiriyi yapanları bilmem ama ben bu oyundaki karakterlere tıpatıp benzeyen insanların ortamlarında çok bulundum. Ben onları eleÅŸtirdim, onlar da beni. Ve evet bu insalar çok fazla küfür ediyorlardı. Bu küfürlerin de çoÄŸu kadınlara yönelikti ve yanlıştı. Ama oyun zaten bu insanlar “doÄŸru insanlar” diyen bir bakış açısı ile bakmıyor ki. DoÄŸru, bu insanlar çok eÄŸlenceli duyulabiliyor.
Onlarla daha önce tanışmamış olan “diÄŸerleri” için de pek bir “kaba” gözükebiliyorlar. Ama yine de oyun “ismiyle müsemma” tavrını öyle bir ortaya koymuÅŸ ki, bu oyuna gidipte “özendiriyor” veya “kadını hiçe sayıyor” diyenler, eminim ön yargısını bir kenara koyup “yahu bu oyun bize ne demek istiyor?” demekten pek bir acizler!
Öyle ya eÄŸer biz “toplum mühendisliÄŸi” yapmaya kalkacaksak , örneÄŸin tüm zamanların en iyi filmleri kategorisine giren Mario Puzza’nun “Baba”sını veya Brain De Palma’nın “Scarface”ini ne yapacağız? “Özendiriyor” diye yasaklayacak mıyız? Ayıplayacak mıyız, sorgulamadan? O zaman “sansürlerini” eleÅŸtirdiÄŸimiz o “muhafazakar” kesimden ne farkımız kalır?
Ya Oyunculuklar?Oyunculuklar o kadar güzeldi ki kendi kendime “bu adamlar herhalde oynamıyorlar, normal hayatlarında da bu kadar magandalar!” dedirtti bana. Elbette öyle deÄŸillermiÅŸ. Bu; onların baÅŸarısı. Hepsi ayrı ayrı gayet baÅŸarılı ve çok iyiler.
Deniz CeliloÄŸlu’nu Mehmet Ergen’in yönettiÄŸi “Åžeylerin Åžekli” oyunundan bu yana takip etmekte ve büyük beÄŸeniyle izlemekteyim. Bu oyuna da ayrı bir renk kattığını söylemeden edemeyeceÄŸim.
Görülüyor ki, Görkem Åžarkan iyi bir gözlemci olduÄŸu kadar iyi bir de oyuncu. YönetmenliÄŸi konusunda ise bir ÅŸey söyleyebileceÄŸim bir oyun deÄŸildi “Yok OÄŸlum Biz Evdeyiz”. Rejisi düz, oyunculukların ve “anlatılanların” ön planda olduÄŸu bir oyundu.
Bunun yanında “yancı”yı oynayan Ersin Olgaç apayrı bir renkti ki, kendisine çok fazla güldük. Ayrıca Åžarkan kıssadan hissesini ustaca Olgaç’ın oynadığı karaktere söyletmesi çok yerinde bir hareket olmuÅŸ.
Alkış ve Ön yargı“Yapıcı eleÅŸtiri” deriz ya biz, iÅŸte bunu gerçekleÅŸtirebilmek pek bir zordur. Sahip olduÄŸumuz bilgiler sonucunda edinilen fikirler, o kadar “muzur” bir ÅŸekilde hareket eder ki kafamızın içinde, doÄŸru yönden bakabilmek için eleÅŸtirmeden önce oturup gördüklerimizi hazmetmemiz gerekir.
Bu da yanlızca önyargılarını kontrol etmeyi bilen kiÅŸiler için mümkündür. Bu kiÅŸiler ki; alkış seslerini duyup, bir ÅŸeyin protesto edildiÄŸini sanabilecek kadar tehlikleri olabilirler. Bu yüzden dikkatle alkışlayalım, protesto sanılmasın: Sebest Bölge’ye, Deniz CeliloÄŸlu’na, Mustafa Barış Koçkar’a, Esme Madra’ya, Ersin Olgaç’a ve Görkem Åžarkan’a kuvettli bir alkış sunalım ki, yapacaklarından vaz geçmesinler....
Kaynak: haber24